Genel Başkan 82. Sayı Köşe Yazısı

BİRLİKTEN DOĞAN GÜÇLE

Genel Yetkide 15. Yıl

          1994 yılında Hakk’ın üstünlüğüne inanarak çıktığımız bu büyük yolculuk, aşmamız gereken barikatları, kaldırılması gereken yasakları, geliştirilmesi gereken hakları, sahip çıkılması gereken değerleri bize işaret eden tarihi bir davetti. Ülkemize ait olmayan hiçbir şeyin bu topraklarda değer bulmayacağı gerçeğinden hareketle Milletimizin değerlerini mihenk bilerek, emekçilerimizin alın terini savunmak için söylemden eyleme, sahadan masaya, müzakereden mücadeleye sendikacılığın tüm alanlarını kuşattık. Korona virüs salgınının gölgesinde girdiğimiz bu mutabakat döneminde Genel Yetkide 15. Yılımıza imza attık. Hayatın evlere sığdırıldığı, çalışma ortamlarının seyreltildiği, önceliklerin değiştiği, ihtiyaçların farklılaştığı, araya mesafelerin girdiği bu dönemde sorumluluktan kaçmayan, büyük bir azimle Genel Yetkimizi 15. kez tescilleyen tüm dava arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, güvenleriyle gücümüze güç katan, üyelikleriyle örgütlülük noktasında kararlı tavır ortaya koyan, yerel yönetim çalışanlarımıza şükranlarımızı arz ediyorum.

          Mart 2019 yerel seçimleri sonrası el değiştiren belediyelerde, siyasi partilerin iradesi altında bulunan güdümlü sendikalar, üyelerimize baskı yaparlarsa, bizi tehdit edip korkuturlarsa, sürgüne gönderip uzaklaştırırlarsa bu sefer yetkiyi alacaklarını zannettiler. Söz konusu belediyeler önünde yaptığımız eylemlerle, hukuki ve idari mücadelemizle, basın açıklamalarıyla büyük bir dayanışma içinde haksızlığı tüm kamuoyunun gündemine taşıdık. Başkanların değil çalışanların sendikası olduğumuzu herkese gösterdik. Sendikamızın her şeye rağmen sergilediği dik duruşu, doğru işlerdeki kararlı tavrı, birlik ve beraberlik içerisinde dayanışmasıyla verdiği mücadele neticesinde haklı olan kazandı, onlar yine hüsrana uğradı. Yetkinin birileri tarafından verilen bir hediye değil mücadeleyle ulaşılan bir menzil, üyelerin rızasından geçen bir tescil olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

         Şartlar ne olursa olsun biz Milletimizin derdiyle hemhal olmaya, üyelerimizin sorunlarına çözüm bulmaya, beklentilerini karşılamaya, ülkemizin hedeflerini gerçekleştirme konusunda paydaş olmaya devam edeceğiz. Bedeli ne olursa olsun Yerli ve Milli sendikacılık anlayışımızdan asla taviz vermeden yolumuza devam edeceğiz. Emeği aziz bilen, alın terini değerli kılan anlayışımızla hep birlikte ekmeğimizi büyütmek için kararlı adımlarla büyük yürüyüşümüzü sürdürüleceğiz.

KAMU PERSONELİ DEVLETİMİZİN GÜCÜDÜR

Devam eden Covıd-19 salgını nedeniyle tehir edilen ve nihayet ‘Pandemi’ gündemiyle gerçekleştirilen Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) Toplantısına katılarak hizmet kolumuzun gündeminde olan konuları dile getirdik. Çalışma hayatını yakından etkileyen salgın tedbirlerinin ele alındığı toplantıda Yerel Yönetim Hizmet Kolunda çalışan emekçilerimizin sorunlarını ifade ederek, çözüm önerilerimizi sunduk. “Her sene sonu ve her seçim döneminde işini kaybetme kaygısı yaşayan, 31 Mart yerel seçimlerinden sonra sözleşmeleri feshedilmesi sebebiyle işlerini kaybeden sözleşmeli personel, 31.03.2019 tarihi milat olarak kabul edilerek kadroya alınmalı ve iş güvenceleri bir an önce sağlanmalıdır.” dedik.

          Bizim inancımız da ahlak anlayışımız da medeniyet kulvarımız da; çalışmak, çalışanın hakkını korumak, vermek ve emeğe hürmettir. Belediye başkanlarının, ideolojik ırkçıların, partizanlık virüsü taşıyanların, emeği, ekmeği ve emekçiyi hedef alanların haksız, zorba, hukuksuz ve şuursuz iş ve işlemlerine DUR denilerek, emekçinin hakkının teslim edilmesi, sözleşmeli personele kadro kapısının bir an önce açılması gerekmektedir. 2011-2013 yıllarında olduğu gibi elbette Devletimiz sözleşmeli personele kadro verecek güce sahiptir.

TÜRKİYE: ELİNDEKİNİ PAYLAŞAN MİLLET, DÜNYAYA YARDIMELİ UZATAN DEVLET

          Dünya çapında etkisini gösteren Covid-19 salgını, tüm dünyayı etkisi altına alarak, devletleri sınıyor, sosyal hayatı evlere sığdırıyor, üretimin devam etmesi için de yeni normali salık veriyor. Bu kararlardan da en çok çalışma hayatı etkileniyor, iş hayatımız ‘yeni normal’ denilen standartlara bürünüyor. Devletler ekonomiyi salgına boğdurmamak, salgın sonrası daha hızlı bir ivme yakalamak için, sağlık tedbirlerinin yanı sıra ekonomik tedbirler de alıyor. Sosyal yardım kampanyalarıyla, ekonomik paketlerle doğru bir süreç yönetimi için her imkân seferber ediliyor. Biz de bu süreçte bir taraftan haklarımızı korumak, diğer taraftan da sorumluluğumuzun bilinciyle Milletimize destek olmak için çalışıyoruz.

          Bem-Bir-Sen olarak bizler de bu süreçte Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan öncülüğünde Covid-19’un etkilerini azaltmaya yönelik olarak başlatılan “Biz Bize Yeteriz” kampanyasına büyük destek verdik. Türkiye’mizin büyük mücadelesine destek vermek ve koronavirüs salgınının etkilerini en hafif şekilde atlatabilmek için Memur-Sen ve Bem-Bir-Sen olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere “Milli Dayanışma Kampanyası”na 1 milyon TL, İHH, Deniz Feneri ve Kızılay aracılığıyla “Şimdi Vefa Zamanı” diyerek 1 milyon TL olmak üzere 2 milyon TL’lik bağışta bulunduk. Ardından Ramazan ayında da ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere 1.5 Milyon TL’lik bir bağışta daha bulunduk. Kurumsal olarak verdiğimiz desteklere ek olarak Memur-Sen ve bağlı sendikaların genel başkanları olarak 1 aylık maaşlarımızı başlatılan kampanyaya bağışladık. Meslek liselerinde üretilen yüz koruyucu siper ve maskelerin bir kısmının maliyetini üstlendik. Konukevimizi sağlık çalışanlarımızın hizmetine sunduk. Valilikler aracılığıyla kurulan Vefa Sosyal Destek Guruplarının bel kemiğini oluşturan 81 il teşkilatımız, ek olarak bu kapsamda kendi imkânları ile gıda yardımı kolileri hazırlayarak dağıtımını gerçekleştirdi. Bem-Bir-Sen olarak yine Ramazan-ı Şerif münasebetiyle Türk Kızılay Ankara Şubesi Aşevi’nin bir günlük yükümlülüğü üstlenerek 15 bin kardeşimizin evlerine sıcak yemek ulaşmasına vesile olduk. Toplamda 4 Milyon Lirayı geçen miktarda yardımda bulunduk. Bunlara ek olarak ‘İyilik kanımızda var’ sloganı ile, salgın nedeniyle kan stokları azalan Kızılay’a kan bağışı kampanyası ile destek olduk. Bem-Bir-Sen teşkilatlarımız olarak her durumda ve her şartta Milletimizin hizmetinde olduğumuzu, bu sıkıntıları da hep birlikte aşacağımızı ifade ettik.

          Hayatın her alanında olan ve bu süreçte en etkili mücadeleyi gösteren yerel yönetim çalışanlarımızla zorlu süreci atlatabilmek, bu süreçten daha da güçlü çıkabilmek ve Milletçe zor zamanlarda birlik ve beraberlik içinde olabilmek için her türlü fedakârlığı gösterdik. Salgınla mücadelede büyük bir fedakârlık göstererek mücadele veren sağlık çalışanlarımız başta olmak üzere, Yerel Yönetim Hizmet Kolunda 7/24 görevleri başında olan çalışanlarımıza bu vesileyle bir kez daha teşekkür ediyorum.

MAVİ VATAN DA YAVRU VATAN DA ANA VATANIN MÜTEMMİM BİR CÜZÜDÜR

          Emperyalist ve küresel sistemin Vatanımızı ana karasına hapsetme oyununa karşı, mazlumun ve mağdurun umudu olan Türkiye’mizin kıta sahanlığına yönelik uygulamaya konulan haydutluğa asla boyun eğmeyecek, yaptırım ve tehdit dili karşısında asla geri adım atmayacağız. Bir asır önce Vatanımızı parçalamayı hedefleyenlere karşı nasıl yekvücut olmuşsak; bugün de ‘Mavi Vatan’ı aynı kararlılıkla koruyacağız. Türkiye’mizi güneyindeki enerji kaynaklarının dışında bırakanlar bugün bunu başaramayacaklar.

          Asırlar boyunca Milletimizin hâkimiyetinde bulunan Akdeniz’den Türkiye’yi dışlamaya çalışmak kimsenin haddine değildir. Uluslararası hukuku hiçe sayarak ‘sözde hak’ iddialarına yönelik egemenlik haklarımızı sonuna kadar savunmaya, bölgede oynanmak istenen oyuna karşı çıkmaya devam edeceğiz. Bölgeye kıyısı olmayan ülkelerin cirit attığı Akdeniz’de, Türkiye’nin varlığının sorgulanması ‘akla aykırı’dır. Mavi Vatan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti demektir. Ana vatan, yavru vatan, mavi vatan bir bütündür. Okyanus ötesinden başlayan şer silsilesinin bir araya gelip karşımıza dikildiği Doğu Akdeniz’de hakkımızı sahada ve masada koruyacak olan adımları Bem-Bir-Sen olarak sonuna kadar destekliyor, Devletimizin ve Milletimizin yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. 

DİRENİŞ VE DİRİLİŞ RUHUNU HEP DİRİ TUTACAĞIZ

          Millet olarak dik duruşumuzu, haklı tavrımızı bir kez daha dile getirmek, Türkiye’miz karşısında kurulan şer ittifaklarına karşı; emeğin sermayeden, özgürlüğün terörden, müzakere ve dayanışmanın nükleer ve kimyasal silahlardan büyük olduğuna inanan emekçiler olarak bir kez daha haykırıyoruz.

          15 Temmuz 2016’da ülkemizi işgal etmek isteyen emperyalist güçlerin tarihsel misyonumuza son vermek için bölgemizde, Türkiye’mize yönelik kurduğu şer ittifaklarını ALLAH’ın (c.c.) yardımı ve Milletimizin güçlü iradesi sayesinde bozguna uğratacağız! Direniş ve diriliş ruhunu hep diri tutacağız.

AYASOFYA-İ KEBİR CAMİ-İ ŞERİFİ; 86 YILLIK HASRETİMİZ SONA ERDİ

          Ayasofya’nın Camii vasfını ve vakfiyesini yok sayan gayrı hukuki olan 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının Danıştay tarafından iptali; hakikatin ikamesi, hakkın iadesi, haksızlığın, hukuksuzluğun izolesidir. Bu karar, Milletimizin 86 yıldır kanayan yarasının kapanmasına, Kutlu Fethin hukukunun korunmasına, fethedenlerin emanetine sahip çıkılmasına dair hukuki zemindir. Ebu’l Feth Fatih Sultan Muhammed Han’ımızın İstanbul’u fethetmesinden sonra Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi Müslümanların malı ve İstanbul’un mührü olmuş bir eserdir. Bem-Bir-Sen olarak; kararı tıpkı Milletimiz gibi bağımsızlığın tescili yönüyle gurur, tarihe ve kadime sahip çıkılması yönüyle de onur vesikası olarak kabul ediyoruz. Bir çağı kapatan fethin ve o fethe komutanlık yapan Fatih’in emanetinin gereği yerine getirilmiş, tarihi nitelikteki bu kararla Ayasofya’nın müze yapılmasıyla başlayan esaret dönemi sona ermiştir. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin ibadete açılmasına katkı sağlayan, vesile olan başta Zat-ı Devletleri Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere tüm devlet büyüklerimize ve emeği geçen herkese şükranlarımızı arz ediyorum.

BİR MİLLƏT, İKİ DÖVLƏT; QARDAŞIQ BİZ

          Hür ve müstakil Azerbaycan’a karşı emperyalizmin işgal aparatı Ermenistan’ın yürüttüğü “terör” politikalarını telin etme ve her ne koşulda olursa olsun kardeşlerimizin yanında olma irademizi kesin ve keskin bir kararlılıkla bir kez daha ifade ediyoruz.

          Her kim olursa olsun, her şartta Azerbaycan’ın yanında olmak boynumuzun borcudur. Azerbaycan topraklarını Ermenistan işgalinden kurtarma şahlanışında her an ve her zaman Azerbaycan’ın yanındayız. KARABAĞ AZERBAYCANDIR. Bu kutlu seferde ALLAH (c.c.) yâr ve yardımcımız olsun.
Dünyaya zulüm ve terörle hâkim olmaya niyet edenlere karşı, İlahi Emirleri değişmez kararı tebliğ ediyorum.

“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de ALLAH (c.c.) nurunu tamamlayacaktır.” (Saff, 61/8)

          Bir kez daha pandemi sürecinde canla, başla mücadele eden kamu personellerimize teşekkürlerimi sunuyor, ahirete irtihal edenlere ALLAH’tan (c.c.) rahmet, hastalarımıza acil şifalar diliyorum.

Ümidimiz, gayretimiz mücadelemiz daim olsun, sağlıcakla kalın.